8 Haziran 2011 Çarşamba

Toprağı bol olsun


Kelimebaz günlerinden kalma yayımlanmamış notlarımı elden geçiriyorum bir sebeple. Bilemezsiniz ne çok kırıntı kalmış köşede, yazmaya başlayıp yarım bıraktıklarım, beğenmeyip dursun dediklerim, pundu gelsin diye beklettiklerim... Mesela:

Geçenlerde bir kere İstanbul kentini kuran rahmetli Konstantin’den söz edecek oldum. Kibar bir okurum nezaketle hatırlatmış ki gayrımüslimlerden bahsederken rahmetli denmez, toprağı bol olsun denir.

Benim için ne enteresan bir ikilem, düşünebiliyor musunuz? Bir yanda dilin kendine göre yerleşik bir adabı var. Dile duyarlı bir adamın bunu bilmesi ve doğru kullanması lazım. Dil sonuç olarak sadece kelimeler yığınından ibaret değil: deyimler var, ifade kalıpları var, konvansiyonlar var, yüzlece yıllık bir kültürel bagaj var. Hepsini yerli yerinde kullanmayı bilmiyorsan o dili bilirim diyemezsin.  

Öte yandan ölüleri dinlerine göre tasnif eden terminolojideki pervasızlığa eyvallah demek de kolay değil. Peki ne yapmalı? Öbür tarafa göçmüş müslimlerden söz ederken “kefeni beyaz kalsın” mı desem ben de? Hani, toprağı kıt olmuş bol olmuş farkedeceğine inandığımdan değil, prensip meselesi. Ne demiş adam? Kamyon altında kalırım, laf altında kalmam.

Acaba şu benim patolojik hale gelmiş laf cambazlığımın altında buna benzer psikolojik faktörler var mıdır diye bazen düşünmüyorum değil.

3 Haziran 2011 Cuma

BASIN BİLDİRİSİ

KÜLTÜR BAKANLARI HAKKINDA SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU


Nişanyan: “Bakanlar ‘nitelikli yağmacılık’ suçu işlemiştir. 10 ila 15 yıl hapis cezası verilmelidir.”

Şirince köyünde sit mevzuatına karşı verdiği mücadele ile gündeme gelen yazar Sevan Nişanyan, yıllardan beri imar planı çıkaramayan Kültür ve Turizm bakanlarını savcılığa şikâyet etti. Bakanlığın bu eylemiyle mülkiyet hakkını gaspettiğini ileri süren Nişanyan, “Devletin silahlı bir örgüt olduğu, mal gaspının hapis ve cebir tehdidiyle gerçekleştirildiği ve suçun birden fazla kişi tarafından örgütlü bir şekilde işlendiği” gerekçesiyle Türk Ceza Kanununun nitelikli yağmacılık suçunu düzenleyen 149/1 maddesinin uygulanması gerektiğini ileri sürdü.

Selçuk Savcılığına dilekçe veren Nişanyan, eski bakanlardan İstemihan Talay, Suat Çağlayan, Hüseyin Çelik, Erkan Mumcu ve Atilla Koç ile halen Kültür ve Turizm Bakanı olan Ertuğrul Günay hakkında suç duyurusunda bulundu.

İzmir 1. Bölge milletvekili adayı olan Ertuğrul Günay’ı şahsen beğendiğini ve takdir ettiğini belirten Nişanyan, “Ancak şahsi duygular başka hukuk başka. Hukukun gereği neyse o yapılmalı. Toplumsal sorumluluk önde gelir.” şeklinde konuştu.

Nişanyan, Günay hapse girerse şahsen üzüleceğini belirtti.

---------------------------------------------------------------------------------

SUÇ DUYURUSU

31 Mayıs 2011

Selçuk Cumhuriyet Savcılığı’na

ÖZET
Bazı kişiler hakkında nitelikli yağmacılık suçu ihbarı.


OLGULAR
İlçemize bağlı Şirince köyü yerleşim alanı 1997 yılında Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun ilke kararı doğrultusunda Kültür Bakanlığı tarafından KENTSEL SİT ilan edilmiştir. Bu olaydan kısa bir süre önce, 1996 Aralık ayında köy çevresindeki geniş bir arazi aynı bakanlık tarafından 3. DERECE DOĞAL SİT ilan edilmiş, ancak eksik işlem nedeniyle ikmal edilemeyen bu karar 2001 yılında yürürlüğe girmiştir.

2863 sayılı yasanın 17. maddesi uyarınca bir yerin sit ilan edilmesi halinde idare, üç ay içinde geçiş dönemi yapılaşma esaslarını ilan etmek ve (suç tarihinde yürürlükte olan hüküm gereğince) bir yıl içinde imar planı hazırlamakla mükelleftir. Yasanın açık hükmüne rağmen adı geçen “bakanlık”,

a. 13.08.2001-13.08.2003 arasındaki kısa bir dönem dışında geçiş dönemi yapılaşma esaslarını tesbit ve ilan etmemiş,
b. Aralık 2009’a kadar geçen onbir yılda kentsel sit alanına ilişkin imar planını hazırlamamış, daha sonra uygulanma imkânı olmayan göstermelik bir planı yürürlüğe koymuş, ancak 27 Aralık 2010’da yasaya aykırı bir yazılı emirle planı yeniden yürürlükten kaldırmış,
c. Doğal sit alanına ilişkin yapı esaslarını, imar planını ve yapı yönetmeliğini hazırlamaktan imtina etmiştir.


HUKUKİ SONUÇ 1
Sit ilan edilen bir yere ilişkin yapılaşma kurallarının tesbit edilmemesi, sit sınırları içinde, mülkiyet hakkının asli unsuru olan FAYDALANMA HAKKININ haksız ve bedelsiz bir şekilde ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuştur. Sözkonusu alanda a) varolan yapıları onarma ve tadil etme, b) yeni yapı inşa etme, c) kazma, kazık çakma, kuyu açma, yol açma, çalıları temizleme vb. hakları 1997’den beri fiilen gasp edilmiştir. BEDELSİZ İSTİMLAK niteliğinde olan bu işleme karşı iç ve dış hukuk yollarına başvurulacağı tabiidir.

HUKUKİ SONUÇ 2
Ancak bu olayda “bakanlığın” yasal sorumluluğu mülkiyet hakkını gasp etmek ve bu suretle sit alanında mülk sahibi olan kişileri maddi ve manevi zarara uğratmakla sınırlı değildir.

“Bakanlık”, yasal mülkiyet hakkını kullanmaya çalışan kişilere karşı jandarma tacizi, silahlı baskın, savcılık soruşturması, müteaddit mahkeme celpleri ve hapis tehdidi gibi yöntemler uygulamak suretiyle, kanımızca, daha ağır bir suç işlemiş bulunmaktadır. Bu suç, eski ceza kanununda gasp, yeni ceza kanununda yağmacılık olarak adlandırılan fiildir.

Devletin silahlı bir örgüt olduğu, mal gaspının hapis ve cebir tehdidiyle gerçekleştirildiği ve suçun birden fazla kişi tarafından örgütlü bir şekilde işlendiği hususları göz önüne alınarak, yapılan eylemin TCK 148/1 ve 149/1/a ve c maddeleri delaletiyle 10 ila 15 yıl hapis cezasını istilzam eden NİTELİKLİ YAĞMACILIK suçunu oluşturduğu kanısındayız.

Suçun nihai faili durumunda olan “Kültür Bakanlarından” 1945 Tarsus doğumlu İstemihan Talay, 1948 Trabzon doğumlu Suat Çağlayan, 1959 Van doğumlu Hüseyin Çelik, 1963 Isparta doğumlu Erkan Mumcu, 1946 Aydın doğumlu Atilla Koç, 1947 Ordu doğumlu Ertuğrul Günay adlı şahıslar ile bunların yasadışı emirlerini icra edenler hakkında adı geçen suçtan soruşturma açılmasını yüksek takdirlerinize arz ederiz.

Savcılığınızın son yıllarda şahsıma yönelik olarak açtığı 20’ye yakın dava dosyasının münderecatı, suç delili olarak soruşturma dosyasına ibraz edilecektir.

Saygılarımla,
Sevan B. Nişanyan