5 Şubat 2017 Pazar

Liberalizm

[Ortanca oğlum sordu, Liberalizm hakkında bir şey bilmiyormuş, ne okuyayım? Kırk dakikaya sığdırabildiğim kadar anlattım, cam arkasından.]

Liberalizm son 250 yılda Batı düşüncesinin ana akımıdır. Liberalizm hakkında ne okuyayım demek, modern Batı medeniyeti hakkında ne okuyayım demekle bir. Ne yersen yarar.

Otoritenin ve geleneğin taleplerine karşı sırtını dayayacak bir yer bulma ihtiyacından doğmuştur. O dayanak, özgürlük fikrinde bulunmuştur. Der ki, bireyin aklı ve vicdanı özgürdür. Doğuştan gelen bir takım haklara sahiptir. O haklar kutsaldır. Devletin ve organize dinin taleplerine koz basar.

Mittir elbette, masaldır, ama çok kuvvetli bir mittir. İnsanlığın yüz küsur bin yıllık tarihinin en görkemli başarıları son 250 yılda o mit üzerinde inşa edildi.

Başka mitler ve onlar üzerine kurulu başka akımlar da var. Ama onlar derivatiftir, eşlik çalgısıdır. Ana akım olan Liberalizme tepkidir.

En önemlisi Konservatizmdir, yani Muhafazakarlık. Özetle “aman gemiyi sallama, ne güzel geçinip gidiyoruz işte” der. Her toplumda olduğu gibi Batı toplumunda da vardır, hatta bazen öne geçmiş görünür. Ama fikir akımı sayılabilir mi bilmem. Daha ziyade fren mekanizması. Akıl balatası. Yorgunluk kahvesi.

Öbürü Sosyalizmdir. Liberalizmin yan ürünü olarak ortaya çıkan sosyal ve ekonomik dengesizliklere cevaptır. “Özgürlük diyorsun ama, özgürlüğü kaldıramayanlara yazık değil mi” diye sorar. İlaçtır. Gerekli bir antidottur. Ama fazla alındı mı toplumu öldürür. Bak Sovyetler Birliğine. Bak 1980’ler öncesi dozu fazla kaçıran Batı Avrupa’ya.

Üçüncüsü Nasyonalizmdir. O da ilaçtır. Liberalizmin bireyci ve elitist eğilimlerine karşı bir  milli birlik ve beraberlik çağrısıdır. Nasyonalizm olmasa devletler çil yavrusu gibi dağılırdı. Üstelik Konservatizmin düşünsel boşluğunu doldurmak için de faydalı bir çaredir Nasyonalizm. Sek alınırsa beyin ölümüne yol açar. Bak 1930’lar Türkiyesine, gör.

Bir de İslamizm var. Onu meşru bir fikir akımı olarak değil Batı medeniyetine karşı topyekün bir saldırı olarak görmek daha doğru olacak gibi görünüyor. Liberalizmin belki en büyük sınavı olacak. Çünkü Liberalizmin temel ilkelerinden taviz vermeden bu tehditle nasıl başa çıkacağı belli değil.

Türkiye’de Liberalizmin namını kötüye çıkardılar. Sen kanma. Kâh Sosyalizm, kâh Nasyonalizm, kâh İslamizm kisvesi altında görünse de özü aynıdır. Batı düşmanlığı, yani medeniyet düşmanlığı. Bildiğin, bin yıllık gâvur nefreti.

x


Hah, işte buldum sana okuyacak güzel bir kitap. V. S. Naipaul, Among the Believers. İlginçtir, Liberal Batı fikrini son zamanlarda en iyi anlatanlardan biri o dünyanın marjının marjından gelen bir adam. Naipaul Trinidad’lı bir Hintli. İslam dünyasının dört beş ülkesinde, Batıya ve özgürlük fikrine isyan eden insanlarla sohbet etmiş. Hintlilere özgü metodik ve monoton sesle tartışmış. Beyin yakan kitaplardandır. İlla bir yerden başlayacaksan oradan başla.

27 yorum:

  1. Peki Batılı liberalizm düşmanlarını nasıl izah etmemiz lazım? Sayıları hiç de az değil ve gitgide de artıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzah etmiş ya, Konservatizm, Nasyonalizm, Sosyalizm diye, bir daha oku.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Okudum. Onlardan daha çok liberalizmin aşırılıklarını törpüleyen ideolojiler gibi bahsetmiş. Evet, o da oldu, ama liberalizme tamamen alternatif olarak da var oldular ve olmaktalar bu ideolojiler ya da derivatifleri.

      Sil
    4. Liberalizmi eleştiren, karşı olan var tabi fakat, "I am the enemy of liberalism" diyen var mı? Özellikle hıristiyan muhafazakarlar ve biraz da sosyalist gruplar, Libtard diyorlar en fazla "stupid liberal" anlamında. Doğu Avrupa hariç, batıdaki liberalizm eleştirilerini "liberalizm düşmanı" şeklinde görmek, "bin yıllık gavur nefreti" gözlemini doğruluyor. Kaldı ki; Türkiye daha liberalizmi tamamlayıp, yukarıda Sevan Ağabey'in söylediği "özgürlüğü kaldıramayanlara yazık değil mi" denecek aşamaya da gelmiş değil. Liberalizmin faydalarını tamamlayıp, olumsuzluklarını görecek durum oluşmadan, liberalizme karşı ağır çıkışlar anormal Türkiye'de.

      Sil
    5. Türkiye'den ya da Doğu Avrupa'dan bahsetmedim, Batı'dan yani Batı Avrupa ve Anglosfer'den bahsettim. Bu arada, Doğu Avrupalıların gayri-liberalliklerine gıpta eden bir yığın Batılı liberalizm düşmanı tanıyorum, bilhassa son yıllarda epey arttılar.

      Sil
    6. Kafayı fenotiplerle bozmuş, elinden gelse, kendi milletinden Aryan olmayanları fırına sokacak marjinal manyaklar. Veya Muhammed'in Şeytan tarafından gönderildiği propagandasıyla kafayı üşütmüş, gücü olsa Müslümanları kılıçtan geçirecek radikal hıristiyanlar. Zencileri ağaçta salladıracak T-Shirt giymiş Ku Klux Klan'lar. Bu marjinaller varlar fakat hedeflerinde sadece liberaller yok. Gayri-liberalizme gıpta etmek, liberalizme karşı olmak ve "dost, düşman" şeklinde algılamak çizgileri arasında epey bir boşluk var. "Düşman" yakaladığınızda göğsüne süngüyü sokacağınız insandır ve çok ağır bir kelime.

      Sil
    7. Tamam, "düşman" kelimesini geri aldım. "Liberalizme karşı olanlar" dediğimi farz edin.

      Sil
    8. "@Onur Dinçer5 Şubat 2017 23:50
      Okudum. Onlardan daha çok liberalizmin aşırılıklarını törpüleyen ideolojiler gibi bahsetmiş. Evet, o da oldu, ama liberalizme tamamen alternatif olarak da var oldular ve olmaktalar bu ideolojiler ya da derivatifleri." yorumuna cevaben:

      Onur, "törpüleyen" demeyelim, Liberalizmin olumsuz etkilerine tepki ideolojileri diyelim. Bellibaşlı dört düşmanı var özgürlük sarhoşluğunun: tembelciler, garibancılar, birlikçiler ve yeminli düşmanlar. Yani konservatizm, sosyalizm, nasyonalizm ve islamizm.

      Sil
  2. çok sığ ve özet olarak yazmışsınız, sosyalizmi sadece sovyetlerle kıyaslamanız gibi, sosyalizmin komünizmin ilk aşaması olduğu kısmını geçmeniz gibi, 250 yılda batı çok güzel bir şekilde gelişti bu doğru. acaba bu gelişmede ki payın uluslararası şirketler ve madenlere ve üretim gücüne rağmen bir türlü gelişemeyen afrika örneğinde olduğu gibi, doğu hindistan şirketi ve senelerce sömürülen hindistan ve çevre ülkelerinin bir katkısı olabilir mi acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı sorular sorulup duruluyor ama bunu konu alan akademik bir eser var mıdır diye sorulursa, MIT profesörü Daron Acemoğlu'nun Ulusların Düşüşü kitabını öneririm.
      http://whynationsfail.com

      Sil
    2. kenara yazdım kitabı okurum muhtemelen ama yorumumda yarım kaldığını ve yanlış anlaşılmayı engellemek için açıklama gereği duydum bugün uygarlık tarihinin temel problemlerini sadece sermaye birikimi, özel mülkiyet, aile gibi konular değil bu konuda liberalizmin artık geleceğin ihtiyaçlarını karşılayan ve yarayı iyileştirebilecek potansiyele sahip değil bunu iddia edebilirim. sosyalizm, liberalizm gücünü devletsiz bir dünyada tekelleşmiş şirketlere yerini bırakıyor yavaş yavaş ve sömürüsüz, barışçıl bir dünya isteyenler isteyenler için alternatif zerzanın gelecekteki ilkel kitabında saklı, herkese tavsiyemdir. tüm bakış açılarınız birden fazla kaynak, alıntıyla desteklenen bu arkeoloji ve antropolojiden yola çıkarak hazırlanan kitapta yerlebir olacaktır.

      Sil
    3. Lafı ağzımdan aldınız. Eseri ben de şiddetle tavsiye ederim.

      Sil
    4. baskı yapmış gibi olsun.Daron Acemoğlu'nun kitabını mutlak okuyun.Ulusların düşüşünün ve yükselişinin nedenlerini her açıdan bol bol örnek vererek değerlendiriyor.ayrıca ahbap çavuş kapitalizmi ile(sscb'nin oligarklarla ilişkisi) kapitalizmi karıştırmamak lazım.neyse niye anlatıyorum ki.okuyun o kitabı mutlaka.ne yazsam boş şimdi :)

      Sil
    5. Alan Turing Afrikalılar sayesinde mi çıkmış. Dekart'ı Hintliler mi iteklemiş. Adam Smith'e sömürülen müslümanlar mı "yürü koçum" demiş. Kaldı ki; yolsuzluk, hırsızlık, beyin göçü azalıp, kurumlar ve devlet yapısı düzene girdikçe Afrika da düzene giriyor. Dünya'da en hızlı büyüyen ekonomiler içerisinde ilk 6 veya 7'si Afrika ülkeleri. Ekvator'a yakın birkaç fakir ülke hariç, Afrikalıların hepsi "orta sınıf" seviyesindeler. Hindistan'da yolsuzluk Afrika'dan daha beter durumda olabilir. Denetleme ve düzenli kurumlar olmadığı için önüne gelen halkın parasını çalıp, İsviçre bankalarına yatırıyor. Amerikalılar değil bunlar, Hintlilerin kendisi. Liberalizme en rasyonel eleştirileri getirenler yine liberalizm sayesinde kalkınmış ülkelerdeki insanlar. Ben de eleştirmek istiyorum, sonra Türkiye’deki durumu, yazıları görünce, geri vites yapıyorum.

      Sil
    6. Moderasyon Türkçesi zayıf yorumları yayınlamamalı bence.

      Sil
  3. Sevan hocam,senin oğlan Erik von Kuehnelt Leddihn okusun, Hans Hermann Hoppe okusun, Mencius Moldbug okusun, Rothbard okusun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo, Moldbug buralara da mi geldi? Sevan Abi'nin pek haberi yok gibi Whig Tarih teorisinin reaksiyoner kritiginden. Birileri _Gentle Introduction_'i ve _Open Letter_'i bastirip gondersin Seven Abi'ye.

      Bu arada Locke -> Hayek, Mises -> Rothbard -> Hoppe serisinin cutting edge'i Curt Doolittle. Klasik liberalizm / liberteryanizmin temel hatalarini giderdi, bati medeniyeti evrimsel stratejisini bilimsel dille ifade etti. Oneririm.

      Sil
  4. Cahaldım sosyalizmin özgürlükle geleceğine ve özgürlük getireceğine inandım. Sonra işin öyle olmadığını anlayınca o mahfolden küfür gibi çok "liberal" lafı işittim. Ama nermin için fikrin kaynağı birey olduğu için fikir ve düşündüğü gibi yaşama serbestisi çok önemliydi. Ama hiç anlamadım neden bu özgürlüğün durmadan parayla dünyaya hükmetme özgürlüğüyle aynı pakette bulunduğunu. Tamam Tarihsel olarak burjuva devrimleri falan filan... Ama "İslamiyet öncesi Araplar da kız çocuklarını gömüyorlardı. İslamiyet kadını özgürleşmetirdi". söylemiyle farkı ne?

    YanıtlaSil
  5. Liberalizmin en büyük sorunu, denetleme mekanizmasının her daim geride kalarak gelişim hızına ayak uyduramaması. Bu da günün sonunda öncü olan liberal sistemin güçlüleri için bir etik/ahlak ikilemi yaratıyor. Tabii ki şunu da unutmamak lazım; sen devlet olarak tüm dünyanın imzaladığı çevre antlaşmalarına hayır dersen, güven ve etik konularında zirve yapmış alman otomobil üreticisi de hiç hesaba katmadan emisyon hilesine başvurabiliyor. Bu gibi olaylar da cahil köylüde uzaylı görmüş etkisi yaparak dünyanın çivisi çıkmış, liberalizm de çökmüş başka birşey gelsin sendromunu ince ince oluşturuyor. Çözüm; insanla ilgili hangi bilim dalı var ki 2+2 her zaman 4 etsin. Bir şekilde deneme yanılma ile denge gözetilerek devam etmekten başka bir yol görünmüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel böyle ufuk açan yorumlar. Tşk Jack.

      Sil
  6. Bütün Alman Üniversitesilerinde müslüman öğrenciler için ayrılan namaz kılma mescitleri, anayasaların tarafsızlike ilkesine aykırı diye bir bir kaldırılıyormuş, binlerce öğrenci mağdur. Şimdi bu liberalizme aykırı değil mi?

    http://odatv.com/o-universitedeki-mescit-kapatildi-1502161200.html

    http://www.hurriyet.com.tr/berlin-teknik-universitesindeki-50-yillik-mescit-kapatiliyor-40064413

    YanıtlaSil
  7. Sizi yine bu günlerdeki gibi sıkıntılı bir zamanda tanımıştım. Tabii kısa bir sürede bütün yazılarınızı tüketmiştim. O yazılar hayatımı değiştirdi. Siz içeri girdikten sonra hepsini bir 10 defa daha okuyarak eski günleri ararken tekrar yazılar paylaşmanız ne güzel oldu. Lütfen yazmaya devam edin. Kendinize iyi bakın ve çok yaşayın.

    YanıtlaSil
  8. Sosyalizm aynı zamanda iktidara gelemese bile tüm o liberal toplumlardaki gelir adaletsizliğini düzeltmiştir. Malum ülkedeki Bernie amca bile Hillary kişisinin söylemlerini ne kadar değiştirmesine yol açmıştı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet böyle bir iddia var, hatta bunu bir sürü İngiliz akademisyen duymuştum, ' Sovyetler Birliği olmasa Batı'da işçi hakları bu kadar gelişmezdi, Rusya'ya kapışmaya girişince mecbur kaldılar çalışanların haklarını gözetmeye' demişlerdi.

      Sil
  9.     Amerika'da ' Liberal ' kelimesi Sol☮ Sosyalist☭ gibi sağ cenahta negatif çağrışımlar yaptığı için onun yerine siyasi arenada ' Libertarian ��' tabiri tercih ediliyor.

         Pek çok modern seküler ideoloji gibi Liberalizm de, Avrupa'da Fransız İhtilali ve Napoleon Savaşlarının akabinde hayat buldu. Dikkat edin ortaya çıktı demiyorum, çünkü ortaya çıkması İngiltere'deki "Şanlı Devrim"e(Glorious Revolution) ve belki ondan da çok önceki İngiliz İç Savaşı'na , hatta zorlarsak Martin Luther'e, Magna Carta'ya, Worms Konkordatosu'na, Charter of Liberties'e kadar gider. 1815'ten sonraki Liberalizmi kıta Avrupası(Fransız) ve Anglo-Sakson(İngiliz) orijinli olarak iki grupta incelemek lazım. İkincisi sadece irelijiyödür(ladini) zaten protestan memlekette neşvünema bulduğu için dine kategorik olarak karşı olmadı, birincisiyse dine mutlak karşıydı. Birincisi, ikincisinin çizgisine 20. yy'da geldi. Aslında Liberalizmin yalnızca seküler ortamda hayat bulabileceği fikri İngiltere'de de ta en başından kabul görmüş. Bunu David Hume ortaya atmış, arkadaşı Adam Smith de "The Wealth of Nations" kitabında buna değinmiş, alıntılıyorum:

     "...The interested and active zeal of religious teachers can be dangerous and troublesome only where there is either but one sect tolerated in the society, or where the whole of a large society is divided into two or three great sects; the teachers of each acting by concert, and under a regular discipline and subordination. But that zeal must be altogether innocent, where the society is divided into two or three hundred, or, perhaps, into as many thousand small sects, of which no one could be considerable enough to disturb the public tranquillity. The teachers of each sect, seeing themselves surrounded on all sides with more adversaries than friends, would be obliged to learn that candour and moderation which are so seldom to be found among the teachers of those great sects..."

    YanıtlaSil
  10. Nasyonalizmi de konservatizminden ayrı düşünmek gerekmez esasında. Konservatizmin biraz daha materyalist sekti gibi, ki çoğu zaman konservatizmden tamamen ayrı düşünülemez.

    YanıtlaSil