23 Nisan 2017 Pazar

Dilin böyle pabuç gibi olmalı

Bir toplum düşün ki balta girmemiş ormana giderse ne yapar? Belediye parkındaki çocuk kaydıraklarını bulup onlarla oynar.


İngilizce neden lazım? Mesleki faydasını zaten biliyorsun, uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Bilgisayar programcılığından uçak tamirciliğine, turizmden narenciye yetiştiriciliğine kadar aşağı yukarı her sektörde vasıfsız elemanlıktan bir adım öteye geçmenin şartı sınır dışına elini ve aklını uzatmak, onun da ilk adımı dil bilmek. Yani İngilizce bilmek. Hem Mistır Bravn seviyesinde bilmek değil, elalemin yanında üst perdeden konuşabilecek kadar bilmek.

Yalnız bu değil. Türkçede üretilen yazı miktarı İngilizcede üretilenin küsuratı kadar. Tam rakamını okumuştum bir yerde, aklımda kalmamış, ama şoke edici bir sayı. E napalım, hepsini okuyacak değilim, bana yeter deme sakın. Mesele nicelik meselesi değil çünkü, niceliği biçince nitelik de başka bir boyuta düşüyor. Uçlar kesilince geriye vasat kalıyor. O uçlarda, vasata hitap etmeyen yayınlar vardır; herkesin bilmediği yerlerde gezen, öncü olan, yeni ufukları zorlayan, risk alan, yeni kıtalar keşfedenlerin yalnızlık ve cinnet dolu maceraları. Bunların Türkçeye gelme ihtimali sıfıra yakındır, konu isterse narenciye üretimi olsun, ister erken Wei hanedanı şiiri, ya da beyin mimarisindeki son keşifler. Dışarıda bin kişi okursa bunları, burada müşterisi bilemedin on kişidir, adam neden zahmet edip bassın? Dil bilmiyorsan mecburen bunlara fransız kalacaksın. Spesifik sınırları bırak bir yana, bizzat "sınırı aşmak" fikri sana uzak bir hayal olarak kalacak. Kristof Kolomb mu? Masal olmalı, bizde olmaz öyle şey. Hem gâvur ta oralara kadar zahmet etmiş gitmiş ne bulmuş? Bizim mahallenin camisini! Yeni kıtaymış, kıçıma anlat.

Bir toplum düşün ki balta girmemiş ormana giderse ne yapar? Belediye parkındaki çocuk kaydıraklarını bulup onlarla oynar.

Türkçede okuyabileceğin kitaplar da işte o kadar: Survivor kaydırağı.

Peki peki, tamam, istisnalar var, yılda bir ya da iki tane. Onları arayıp buluncasıya kadar İngilizce öğrensene?

9 yorum:

  1. Ben ekonomist Atilla Yeşilada'nın mevzuyla alakalı yazısını buraya bırakıyorum, gayet iyi anlatmış

    http://www.paraanaliz.com/2017/genel/ingilizce-ogrenin-ya-da-ac-kalin-7850

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makale öneriniz için teşekkürler.

      Sil
  2. Kelimeler bile dunyayi anlatir; bugun Parlamentonun "parle" (FR) konusmaktan, Meclisin de celese (جلس = oturmak)tan geldiginin farkina vardim. Government'in governare'den (dumen cevirmek), siyasetin de "seyis"den (=fiili guc kullananlarin enstrumani olan AT) geldigini hatirlayinca cuk gibi 'oturdu' (yes, pun intended)!!!!!!!!!!!!!!

    YanıtlaSil
  3. Hem döven hem seven bir yazı okumasını bilene.
    Tavsiyeden ziyade suratımda patlayan bir tokat.

    YanıtlaSil
  4. Güney Kore'de Konglish (Korean English) diyorlar. K-Pop, Korece Pop şarkılarının bir kısmı İngilizce, bir kısmı Korece oluyor genelde. Sebebi ise, toplumun İngilizce seviyesini arttırıp, küreselleşmesine, bilgi dağarcığının artmasına yardımcı olmak. Orada da İngilizce problem ve bu tür eylemlerle dünyaya entegre olmaya çalışıyorlar.. Bizde aynı şey olsa, Türkçe elden gidiyor diye bağırırlar, aynı Kuzey Koreliler gibi. Güneyliler, Kuzeylilerle hatta dalga geçiyorlar, Korece karşılık uydurma saplantıları yüzünden. Güneyliler dondurmaya, İngilizce'deki gibi ice cream, "Aysı Kırim" diyorlar, Kuzeyliler ise "orım ghaca" (buz kurabiyesi). Tabi onlara komik geliyor, oturgaçlı götürgeç hikayesinin bize komik gelmesi gibi. Sadece İngilizce'den alınan kelimeler değil, Korece kelimeler de farklılaşmaya başladığı için iddiaya göre gelecekte Korece, Kuzey Korece ve Güney Korece olmak üzere iki ayrı dile dönüşecek. Korece bildiğim halde, Kuzey Korelilerin yazdıklarını anlamakta zorlanıyorum ben de. Ayrıca Mistır Brawn seviyesinde olacaksa, hangi dil olsa, ne kadar üstte bir insan olsanız da, karşıdaki tarafından çocuk zekasında gözükeceğiniz için, konuşulmaması daha iyi.

    YanıtlaSil
  5. Nisan ayı Tuhaf Dergisi'ndeki yazının bir kısmı olarak koyulmuş buraya.

    Okuyanlara Tuhaf Dergisi'ni de öneririm, çok güzel bir dergi.

    YanıtlaSil
  6. Sevan Hocam, parası olan kafaya koyarsa gene bi şekilde altı ay olsun bir yıl olsun yurtdışına gidip yabancı dil öğrenebiliyor.

    Ya sayısal bilimler? Özellikle matematik?

    İngiltere'ye gidip türklerden uzak duran bir türk, mankafa da olsa er ya da geç öğreniyor dili bir şekilde.

    Matematiği buradaki eğitimle çözemeyen ne yapsın?

    Türkiye'de yabancı dildeki eksiklik işin büyüğü sayılmaz bence. Hani "dünyanın gerçeklerinden kopuk bir toplum" diyoruz ya; evrenin dili olan matematiği bilmeyen, aslında evrenin gerçeklerinden de kopuk bir toplum. Yabancı dil bunun sadece bir fonksiyonudur fikrindeyim.

    Saygılar, sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Survivor programı ( ve sair bizim vakit kaybı ve saçma gördüğümüz programlar) Avrupa'da da yayınlanıyor ve izleniyor, bu topluma özgü değil...

    YanıtlaSil
  8. o yayini turkiyede bulabilecek miyiz?... birde bu sikinti var.. 1,2 yayinevi disinda yabanci yayin gelmiyor bu ulkeye..

    YanıtlaSil